Biliyorsun. F.ciğim, önce başkaları gibi olduğumuzu öğrenmemiz gerekir. Daha sonra başkalarına ne kadar benzediğimizi, daha sonra da başkalarına benzeyip benzemediğimizi merak ederiz. Sonunda neden sonra, kendimizi -başkasına benzesek de benzemesek de– kabul etmeyi öğreniriz.
—
“Her şey her şeyin, her ad her adın yerini tutabilir.’’ çılgınlığı içindeyiz.
—
“Birtakım kurallara uyarak yaşamak çok güzel de, yaşamın yerini kurallara bırakmak, sık işlenmiş bir cinayettir, tarihe bakarsak…’’ demişti bir gün…
—
Anlaşılan hep kendine uygun düşecek bir ölüm aramış durmuş.
—
“Her şeyini”, “bilgi”sini, “öğrendikleri”ni yalnız kendi çabasına borçlu olduğuna inanan kimseler… Özellikle dehasına fazlaca inananlar bir gün, adlı-adsız, dost-düşman, “kafadengi’’-ayrıksı nice kişiye ne kadar çok şey borçlu olduklarını anlarlar mı?
31 Jan 2012 / 9 notes / Bilge Karasu Öteki Metinler
Uzun bir süredir, yeni şarkılar dinlemek/keşfetmek isteyenler için site önerileri yapmayı planlıyordum. Sık kullandığım 15 siteyi belirler belirlemez de listeyi paylaşmak istedim.
‘Music map’ kategorisindeki sitelerden biri olan tuneglue’de, search kısmında yazıp arattığınız bir grup/isim sonrası ‘expand’ seçeneği ile benzer özellikteki grup ve isimleri öğrenebiliyorsunuz. Çıkan isimlerden de expand yapmaya devam ettiğiniz zaman ortaya şahane bir müzik ağacı çıkabiliyor.
Mike Lewis, sevdiği şarkıları birkaç cümle ve download seçeneği ile paylaştığı bu blogunda, aynı zamanda ‘Send Me a Track’ diyerek takipçilerinin gönderdiği şarkılara da yer veriyor. Birçok alternatif grup ve henüz albümü çıkmamış isimlere yönelik paylaşımları sıklıkla yapan Lewis’in blogu, yeni şeyler dinlemek istediğimde ilk açtığım sitelerden biridir.
Yeni çıkan birçok albümü torrent sitelerinde bile bulamazken israbox’ta rahatlıkla bulabiliyorsunuz. Yeni şeyler dinlemek isteyenlere ise, search kısmına folk, indie, jazz vs. gibi genre etiketlemelerini yazıp aratmalarını şiddetle tavsiye ederim.
Haritalama altyapısıyla hazırlanmış siteler içerisinde karşılaştığım en iyi sitenin liveplasma olduğunu söyleyemem gerek. Üstelik liveplasma’yı benzer özellikteki diğer sitelerden ayıran en önemli yanı, müziğin yanı sıra film ve kitap araştırması da yapabiliyor olmanız. Sevdiğiniz bir grubu, filmi ya da kitabı search kısmına yazdığınız an site, size benzer özellikteki seçenekleri sıralamakla kalmayıp sol alt köşede video, albüm kapakları, bilgileri gibi özellikler sunuyor.
4-5 yıl önce ilk last.fm hesabımı aldığım zaman sanırım internet başında geçirdiğim zamanlar çok daha fazla anlam kazandı. Şu an çok severek takip ettiğim birçok grup ve ismi last.fm sayesinde tanıdım diyebilirim. Özellikle, çok sevdiğim bir grubun ‘similar artists’ bölümüne girerek günler harcadığımı ve bundan da her zaman büyük zevk aldığımı eklemem gerek.
David Brusie’nin telif haklarına gösterdiği hassasiyeti özellikle belirtip paylaşımlarındaki amacının takipçilerine yeni müzikler ve isimler keşfettirerek onları konserlerine yönlendirmek olduğunu belirttiği bu sitede, Brusie, kimi zaman sevdiği şarkıların mp3’ünü, kimi zaman da videolarını paylaşarak o şarkı ve isimlere yönelik bilgiler veriyor.
Adından da anlaşılacağı üzere, araştırdığınız bir grup ya da isme benzeyen seçenekleri sunması ile başarılı bir müzik ağacı oluşturmanızı sağlayan şahane bir keşif sitesi.
İster sevdiğiniz bir grubu aratın, ister modunuzu seçin ve site sizin için çalsın.
Musicovery ile benzer özellikleri olan music to use’da, modunuzu seçebilmenizin yanı sıra, genre seçerek de şarkıları dilediğinizce listelendirebiliyorsunuz.
Israbox gibi torrent ve birçok paylaşım sitesinde bulamadığınız yeni albümleri plixid de bulmanız mümkün.
Daha çok albüm ve şarkı tanıtımı yapılan bu sitede top downloads bölümüne tıkladığınız zaman, sevdiğiniz türe ait grup ve isimleri listeleyebilir, ardından da onların sayfalarına girerek ücretsiz olarak paylaşılan mp3’lerini indirebilirsiniz.
Moda göre müzik dinlemek denildiğinde birçok insanın aklına ilk olarak streomood geliyordur sanırım. Dreamy’i seçerek uykuya dalmışlığım çok fazladır.
İster en popülerleri, ister moda göre eklenenleri, isterseniz de en son yüklenenleri seçin. The Sixty One, play tuşuna bastığınız andan itibaren çalan şarkıyı söyleyen kişiye ait şahane bir fotoğrafla beraber, o kişi ya da gruba ait kısa kısa bilgileri de pop-up şeklinde vermesi ile her zaman için en sevdiğim sitelerden biri olmayı başarmıştır.
Uwall.tv, listedeki diğer sitelerden biraz daha farklı. Mod ya da genre üzerinden seçtiğiniz listede çıkan isimleri tıkladığınız zaman youtube tabanlı videoları ile karşılaşıyorsunuz. Özellikle, dinlemenin yanı sıra izlemeyi de tercih edenler için oldukça iyi hazırlanmış bir site diyebilirim.
Listedeki birçok sitede yer alan türe göre müzik dinleme seçeneği we are hunted’da da mevcut. Kullanıcıları tarafından hazırlanmış birçok playlisti de altyapısında barındıran bu site, kolay kullanımı ve görselliği açısından son günlerdeki favorilerimden biri.
30 Jan 2012 / 26 notes
Küçük yaşlarına rağmen oynadıkları ilk uzun metrajlı filmlerde yaşlarından beklenmeyecek profesyonellikte oyunculuk sergileyen minik yıldızlar ve filmleri
Robin Valvekens - Rundskop
Kimia Hosseini - Jodaeiye Nader az Simin
Zoé Héran & Malonn Lévana - Tomboy
Catinca Untaru - The Fall
27 Jan 2012 / Reblogged from onubunubirakdanaber with 13 notes
“Sevgi, dostluk, arkadaşlık, aşk, adını nasıl koyarsak koyalım, onu bir başka insanlar bir birlik kuruntusuna, düşüne, duygusuna götüren duygu, karşısındakini hep ‘güzelleştirdiği’ için, eşini dostunu, sevgililerini istediği gibi görmekten kurtulması hep bir süre gerektirmiştir diye düşündümdü uzun bir süre. Yanıldığımı anladım bu son zamanlarda. Onları görmüyor değildi. Ama gördüğünü bekletiyordu bu kıyıda. Bu beklettiklerinin sabrını taşırdığı bir gün, onların ‘hata’larının geçici değil yapılarının gereği olduğunu anladığı, daha doğrusu kabul ettiği gün, biriktirdiklerini söylemeye, belli etmeye başlıyordu. “Sabrım yanlış bir tutum.” dedi bir gün, “Yeni anladım. Ama bu huyumdan vazgeçemedim bir türlü. Belki bir bağlılık açlığı demek doğru olur bu tutuma. Soğumak dediğimizde bir tuhaflık yok. Ama bu bağlılık sürecinin yaşanması yerine, düşle düş kırıklığı arasında sürdürülmesi tuhaf ya da yersiz. Sırası geldiğinde eleştirimi dile getirmeyi çok denedim. Eleştirimin dile gelişi, gene de umut kırıklığı sesiyle oluyordu. Asıl yanlış oydu belki. Karşımdakiler bunu kendilerine yöneltilen bir eleştiri olarak değil, benim huysuzluğum olarak dinlediler. Beceremedim. Bir aksaklık karşısında kendi kendini tartmak, pek çok insana en son akla gelecek şey gibi görünüyor.” Kendi ne kadar anlayabiliyordu? Herhangi birimiz, temel haklılığımız bellediğimiz alanın dışında kendimizi ne kadar tanırız ki?” *
26 Jan 2012 / 9 notes / Bilge Karasu Öteki Metinler